Private label çoğu tedarikçide "konteyner alırsanız konuşuruz" cümlesiyle geçiştirilir. Oysa markalı ambalaj, distribütörün en çok küçük hacimde ihtiyaç duyduğu şey: pazara kendi adıyla girmek isteyen, ama daha ilk siparişini vermemiş olan taraf.
Private label tam olarak neyi kapsar
- Ambalaj üzerinde sizin markanız ve logonuz
- Etikette sizin diliniz, sizin ürün adlandırmanız
- Çeki listesinde sizin ürün kodlarınız
- Talep hâlinde kendi diline çevrilmiş teknik föy ve baskıya hazır görsel
Ne zaman gerçekten fark yaratır
Üç durumda karşılığını hızlı verir. Birincisi, showroom'u olan bir distribütörsünüz ve rafta üreticinin değil sizin adınızın durması gerekiyor. İkincisi, aynı ürünü satan başka bir ithalatçı var ve fiyat karşılaştırmasını kırmak istiyorsunuz. Üçüncüsü, bayi ağı kuruyorsunuz ve bayinin doğrudan üreticiye gitmesini istemiyorsunuz.
Ne zaman gereksiz
Şantiye perdeleme gibi ambalajın çöpe gittiği işlerde markalı ambalaj para yakmaktır. Böyle bir işte parayı ürünün kendisine ve teslim hızına harcamak daha akıllı.
Sınırları baştan konuşmak
Dürüst olmak gerekirse markalı ambalajın bir hazırlık maliyeti ve hazırlık süresi var; ilk siparişte teslim süresine bir miktar ekler. Bunu baştan söylüyoruz, çünkü sonradan öğrenilen her gecikme güven kaybı olarak geri dönüyor.
Küçük seri neden reddedilmiyor
Bir distribütörün pazarını test etmeden konteyner alması, doğru karar değil. Test aşamasında markalı ambalajı esirgemek de öyle: markanızı ancak rafta görebiliyorsanız test anlamlı oluyor. Bu yüzden private label'ı hacim şartına bağlamıyoruz.


